Güvenlik Politikası değişti de ne değişti?

Google, 1 Mart’ta gizlilik politikasında değişikliğe gideceğini önceden belirtmiş ve 1 Mart’ta da yeni politikayı uygulamaya başlamıştı. O andan itibaren tüm Google servislerinden bağını koparmaya çalışan kullanıcıların yorumlarını sık sık görür oldum. Hadi Google’dan korkmaya başladık da, bunu düşünmek için biraz geç kalmadık mı? Google ilk miydi?

Kendi yanıtlarım sırasıyla “geç kaldık” ve “değildi” oldu. Kendimi bildim bileli, e-posta adresime alakasız e-postalar her zaman gelirdi. Yahoo Mail‘den Gmail‘e geçmemin sebebi de bu istenmeyen e-postaları filtreleyerek gözden uzak tutma konusunda başarılı bulmamdı. Google’ı arama motoru niyetine değil de internet kullanımımın bir parçası haline getirmem böyle başladı. Ardından Google Reader, Google Takvim, Google Belgeler ve Blogger gibi servisler de geldi. Üstüne bir de Android telefon aldığımda Google’ın zombisi oldum.

Peki 1 Mart 2012’de ne değişti? Yalan söylemeyeyim, tüm politikayı baştan aşağı okuyamadım. Ancak özetlemem gerekirse durum şu ki; tüm Google servislerinde ortak çerezler (çıtır-çerez değil bu, cookie’lerden bahsediyoruz haliyle) kullanılarak, internet kullanıcıları hakkında veri edinebilmeyi kolaylaştırdılar. İyi mi yapmışlar? Bu kadar insan çığlıklar atıyorsa iyi bir şey olmadığı aşikâr.

Ha bundan evvel kimse bizim hakkımızda veri edinemiyor muydu ki? Mis gibi de ediniyordu! Ben bir e-posta adresini yeni açıyorsam, o gün içerisinde bir kaç teknoloji-haber siteye kayıt olmuşsam ve sonraki hafta içerisinde beşten fazla spam e-posta buluyorsam, e-posta adresini kullanarak kayıt olduğum tüm siteler benim bilgilerimi çoktan paylaşmışlar, bunu biliyorum. Binlerce e-posta adresinin yer aldığı listeleri satarak cebine para indirenlerin de varlığından haberdarız ki, üniversitede bile rastladım bu işle uğraşan insanlardan. Buradan zaten biliyor olmamız lazımdı; “internet güvenli değil“.

İşin içine Facebook, Twitter ve daha bir çoğu girince bu iş oldukça karmaşıklaştı. Açılan bir Facebook hesabının temelli kapatamamak bir yana, bir dönemler sildiğimizi sandığımız fotoğraflar dahi aslında sunuculardan silinmiyordu. Mesela Facebook’ta hesabımızdan çıksak dahil hangi sayfalarda gezindiğimize dair veriler izlenebiliyor. Hatta üye olmasanız dahi bir Facebook sayfsına girerseniz izlenebiliyorsunuz. Sözde bir takım yazılımsal hatalardan dolayı Apple, tüm iPhone kullanıcıların bulunduğu yerleri kendi sunucularında arşivliyordu. Kaldı ki bizler, Foursquare gibi uygulamalarla zaten gönüllü olarak kendimizi orada-burada işaretliyoruz. E daha ne olsun?

Sonuç, interneti eğlence amaçlı da kullanıyorsak, hakkımızda birçok veri çoktan başkalarının elinde. Eğer Facebook, Twitter veya benzeri yeni sosyal medya oyuncaklarıyla haşır neşir olmuşsak, Google’ın bu yeni hareketinden rahatsızlık duymamız pek bir yersiz. Yanlış anlamayın, “adamların bilgileriniz topluyor, ne var bunda?” demiyorum. Bir süre inanın bundan çok rahatsızlık duydum. Ancak vardığım sonuç şu ki; izlenmeden internetten dolaşabilmek pek de mümkün değil. Kullanıcı verileri toplanıyor, değerlendiriliyor, buna göre yeni servisler ortaya çıkıyor. Oradan da veriler toplanıyor, değerlendiriliyor ve bu döngü bu şekilde devam ediyor. Bu toplanan verileri de arada hiç bilmediğim bir yerlere de gidebiliyordur elbet.

Yazdıklarımla kimseye bir iğnelemede bulunmuyorum. Yakın zamanda Yandex ve Yahoo gibi adresleri kullanmaya başlayan arkadaşlarım oldu. Haberlerde adı geçmiyor diye Yahoo’nun da bunları yıllardır yapmadığını, Yandex’in ise önümüzdeki aylarda bu tip haberlerde adının anılmayacağını kim iddia edebilir ki?